CİLT/VOLUME: 9 SAYI/ISSUE: 18

Kapak, Künye, İçindekiler

Bringing Althusser and Foucault Together: A Brief Overview of the Question of the State
Gürhan Özpolat

Özet

Althusser ve Foucault’yu biraraya getirmek siyaset teorisinde yaygındır. Bazı akademisyenler iki ismi öğretmen-öğrenci ilişkileri, hümanist teorilere yönelik endişeleri ve Foucault’nun ideoloji kavramını reddetmesi açısından tartıştılar; fakat şimdiye değin iki düşünürün devlet sorununa yaklaşımları arasındaki ilişki hakkında daha az şey söylenmiştir. Bu makale, devlet sorunu özelinde, Althusser ve Foucault arasındaki ilişkiye dair kısa bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte, bu ilişkiyi analiz etmeden önce, Marksist devlet yaklaşımlarının kategorik temellerinden bazıları öncelikli olarak incelenecektir. Bilindiği gibi, devlet sorunu Marksizm için kilit önemdedir ve Marksist devlet yaklaşımı hakkındaki tartışmalar uzun ve ilgi çekicidir. Dolayısıyla, meseleyi burada çok ayrıntılı bir şekilde analiz etmek, Althusser ve Foucault’nun devlet yaklaşımları arasındaki ilişki hakkındaki tartışmam için ne temel derdim ne de gerekli. Yine de, öncelikle Marx’ın devlet hakkındaki görüşlerini incelemeden bu yaklaşımları tartışmak zor görünüyor. Bu nedenle niyetim, Michel Foucault’nun Marksizm ile ilişkisini devlet sorunu açısından Louis Althusser üzerinden incelemek için klasik Marksist devlet kavramsallaştırmalarının bazı öne çıkan özelliklerini özetlemek. Bunu takiben, Althusser’ın devlet hakkındaki düşüncelerine odaklanacağım ve Althusser’in, tüm siyasi fenomenleri sınıf mücadelesi ve devlet açısından tanımlayan devlet merkezli bir siyasal analiz sağlamaktan başka bir şey yapmadığını öne süreceğim. Ardından, Michel Foucault ve Louis Althusser arasındaki ilişkiyi devlet sorunu açısından daha ayrıntılı bir şekilde tartışmaya açacağım. Foucault’nun alternatif bir iktidarın analizine, yani iktidarın mikro-fiziğine dönüşünün, Althusser’in 1970 yılında yayınlanan çığır açıcı eseri İdeoloji ve İdeolojik Devlet Aygıtları’na bir yanıt olarak görülebileceğini düşünüyorum.

Abstract

Bringing Althusser and Foucault together is common in political theory. A number of scholars have discussed this in terms of their teacher-student relationship, shared concerns on humanist theories and Foucault’s rejection of the concept of ideology; but less has so far been said about the relationship between their approaches to the question of the state. This paper seeks to provide a short review of the relationship between Althusser and Foucault on the particular issue of the state. However, before analysing this relationship, some of the categorical bases of the Marxist approaches to the state primarily will be examined. As is well-known, the question of the state is of key importance for Marxism and the debate over the Marxist approach to the state has been long and engaging. Thus, to analyse it in a very detailed way here is neither my main concern nor necessary for my discussion of the relationship between Althusser and Foucault’s approaches to the state. However, one can hardly discuss these approaches without first examining that Marx had upon their views of the state. Therefore, my intention is rather to summarize some of the crucial features of the classical Marxist conceptualisation of the state in order to examine Michel Foucault’s relationship to Marxism through Louis Althusser with regard to the question of the state. Following this, I will focus on Althusser’s thoughts on the state and claim that Althusser, does nothing but provides a state- centric political analysis which defines the whole of the political phenomena in terms of class struggle and the state. Then, I will discuss the relationship between Michel Foucault and Louis Althusser with regard the problem of the state in a more detailed way. I believe that Foucault’s turn to an alternative analysis of power, that is micro-physics of power, can be seen as a response to Althusser’s seminal work Ideology and Ideological State Apparatuses, which appeared in 1970.

Aristoteles’in Hypokeimenon Paradoksunu “Pos” Zarfı Aracılığıyla Yeniden Değerlendirmek
Barışçan Demir

Özet

Metafizik’in zeta’sında Aristoteles, ilkin hypokeimenon’un ya “madde” ya “biçim” ya da “madde ve biçimin bileşimi” olabileceğini söylemiş, devamında ise, bu üç unsurdan hangisinin hypokeimenon olabileceğini soruşturmuştur. Bu soruşturma sırasında, hem yalnızca maddenin hypokeimenon olarak değerlendirilebileceğini hem de maddenin hypokeimenon olmasının olanaksız olduğunu ifade etmiş olan Aristoteles, bir paradoksu doğurmuş gibi görünmektedir. Bu nedenle, Aristoteles’in düşüncesinde hypokeimenon’un ne olduğu konusu, Aristoteles uzmanları tarafından tartışılan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada ilkin, Aristoteles’in ontolojisinde hypokeimenon’a yönelik soruşturmanın nasıl bir yer tuttuğundan bahsedeceğim. Ardından, Aristoteles uzmanlarının konuyu genel olarak farklı bağlamlarda nasıl yorumlamış olduğunun ve bu yorumlardan doğan aporia’ların bir özetini vereceğim. Son olarak da, söz konusu paradoksun üzerindeki sisi dağıtmak adına, Aristoteles’in kullandığı “pos” zarfı üzerinden, maddenin Aristoteles’te hem “hypokeimenon” hem de “hypokeimenon olmayan” olarak, birden fazla anlamda kullanılıyor olduğunu göstereceğim.

Abstract

Aristotle mentions in his book zeta of Metaphysics that hypokeimenon could be either “matter”, “form”, or “combination of matter and form”, and then investigates which of these three concepts could be hypokeimenon. During this investigation, Aristotle, who states that both matter can only be determined as hypokeimenon and that it is impossible for the matter to be hypokeimenon, seems to have created a paradox. Therefore, the subject of “what is hypokeimenon in Aristotle’s thought” has been turned into a subject discussed by Aristotle experts. In this study, firstly, I will explain what kind of an investigation on subject hypokeimenon has taken place in Aristotle’s ontology. After that, I will give a summary of how Aristotle experts interpreted the topic in different contexts and the aporias that stem from these interpretations. Finally, in order to disperse the fog over the paradox in question, I will show that, through the adverb “pos” used by Aristotle, the matter is used in more than one sense in Aristotle’s thought as both “hypokeimenon” and “non-hypokeimenon”.

Mekânların Çatışması: Farklı Uygarlık Seviyelerinin Birbirleriyle Teması Üzerine Kuramsal Bir Deneme
Erdem Bekaroğlu

Özet

Bu çalışmanın temel tezi, birbirinden farklı seviyelerdeki uygarlıklar arasındaki sosyal mücadelelerin aslında mekânsal bir boyuta da sahip olduğudur. Bu boyut, sosyal mücadelelerin yalnızca lokasyonel bir özellik göstermesini değil ama aynı zamanda -ve hatta daha çok- çatışan grupların mekâna ilişkin algılarındaki derin farklılığı ifade etmektedir. Bu doğrultuda, sosyal mücadelelerin aslında mekânsal bir çatışma olarak da okunabileceğini, hatta mekânsal kavrayışa ilişkin derin farklılıkların sosyal çatışmalara yol açabileceği tezini temellendirmek üzere, yazıda, kurgusal bir deney olarak Pandora uydusundaki, tarihsel bir deney olaraksa Amerikalardaki karşılaşmalar ve bu olaylar sonucundaki mücadele kuramsal bir perspektifte yorumlanmaktadır.

Abstract

The main thesis of this study is that social struggles between civilizations at different levels actually have a spatial dimention. This dimention expresses not only those social struggles having locational properties but also -even more frequently- huge differences in the perceptions of the conflicting groups about space. Accordingly, in order to justify the thesis that social struggles can actually be read as a spatial conflict, and even huge differences related to spatial perception may lead to social conflicts, the encounters and resultant conflicts in Pandora as a fictional experiment and in Americas as a historical experiment are theoretically interpreted.

Lacan ve Levinas’taki Ötekilik Kavramı Bağlamında “Etik” ve “Psikanalitik” Kuramın Karşılaştırmalı Bir Okuması
Faezeh ABEDKOUHİ AKDENİZ

Özet

Ötekilik kavramı, Descartes ile başlayan modern felsefe geleneğinde özne kavramı ile bağlantılı bir şekilde özellikle çağdaş felsefenin en temel sorunlarından birisi olarak konumlanır. Başta bilincin yapısını ortaya koymaya çalışan fenomenoloji olmak üzere varlığa, var oluşa, insana, çağdaş toplumun çeşitli görünümlerine yönelen düşünürlerin her biri ötekilik kavramını farklı görünümleri bakımından sorunsallaştırmışlardır. Bu bağlamda özellikle Lacan ve Levinas’ın, farklı disiplinlerden gelen ve düşünüşleri bakımından bir hayli uzak düşen bu iki düşünürün, düşüncelerine yönelmek ilginç görünmektedir; zira böylece ötekilik ya da başkalık sorunsalının bu iki farklı düşünür üzerinden, farklı bir içerikle olsa bile,ne denli merkezî bir kavram olarak alımlandığının gösterilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Lacan ve Levinas’ın düşünceleri Ötekilik kavramı bağlamında benzerlikleri ve farklılıkları vurgulanmaya çalışılarak serimlenecek ve böylece, aynı zamanda, Ötekilik kavramının çağdaş felsefe açısından ne kadar belirleyici olduğu da gösterilmiş olacaktır.

Abstract

The concept of otherness is positioned as one of the most fundamental problems of contemporary philosophy especially in connection with the concept of subject in the modern philosophical tradition that was started by Descartes. Especially phenomenology which tries to reveal the structure of consciousness and each of the thinkers tend towards being, existence, human beings and various aspects of modern society, have problematized the concept of otherness in their different aspects. In this context, it seems interesting to turn to the thoughts of two different thinkers like Lacan and Levinas; because these two thinkers come from different disciplines and who are quite distant in their thoughts; thus it is aimed to show how centrally the problematic of Otherness or Alterity is tackled by these two different thinkers, even with a different content. In this context, the thoughts of Lacan and Levinas will be illustrated by trying to emphasize their similarities and differences in the context of the concept of Otherness, and thus, it will also be shown how determinant the concept of Otherness is in terms of contemporary philosophy.

Kim Soyut Düşünür?
Georg Wilhelm Friedrich HEGEL; Çeviren: Emre KARATEKELİ

Ömrün Uzunluğu ve Kısalığına Dair
Aristoteles; Çeviren: Kadir KÜTÜKOĞLU

Posseible Düşünme Dergisi Sayı 18, Tüm Yazılar